Hatırlamak ve hatırlanmak üzerine...
Hepimizin hayatında, bizi derinden etkilemiş sayılı insan vardır; çocukluk yıllarından, okul döneminden, yetişkinlik zamanı iş veya sosyal çevremizden... Şimdi bir düşünün o insanları; size kattıklarını, ve bunun için yıllar sonra onlara teşekkür ettiğinizi; onları ne kadar mutlu ederdiniz kim bilir?.. Ve siz de ne kadar çok sevinirdiniz onları mutlu ettiğiniz için?
Şimdi gelelim benim konuyla ilgili hikayeme… Bir adam; 66 yaşında, hala genç, zıpkın gibi (yani ihtiyar delikanlı); hayatının ilk yarısını Alabama'da, diğer yarısını da Arnavutköy'de geçirmiş. Dave Philips, Junior... Kendisi Robert Kolej'de 33 sene öğretmenlik yaptıktan sonra, geçtiğimiz ay emekli oldu.
Dave, tüm bu yıllar boyunca aynı okulda, beden öğretmenliği yaptı, okulun bütün basketbol takımlarının koçluğunu üstlendi; yaklaşık 4000 öğrencisi oldu. Özellikle de 500'ün üzerinde öğrencinin basketbol koçluğunu yaparak onlara spor sevgisi, daha da önemlisi takım olmak ve takım için oynamak, ve kendi limitlerini genişletmeyi /iyileştirmeyi aşıladı. Ve bütün bunları 33 yıl boyunca yüzünden hiç eksilmeyen bir gülümseme ile yaptı.
Dave benim de 1981-90 yılları arasında, önce 6 yıl okulda koçum ve hocam, sonra da üniversitede okulun amatör küme takımında antrenörüm oldu. Onunla hayatımın en değerli anılarından biri olan "Ortaokul İstanbul basketbol şampiyonluğu ve Türkiye Üçüncülüğü"nü birlikte yaşadık. Lisanslı takım oyunu oynayanlar çok iyi bilir; böyle güzel anların birçok karesi hafızalarda derin yer eder ve ölümsüzleşir.
Onun emekli olacağını ilk kez üç yıl önce, okulun akademik direktörü Maria Orhon ile bir yemekte sohbet ederken öğrendim. Kafamda adeta bir şimşek çaktı: "bir şeyler yapmalıyız, Dave'e olan bağlılığımızı ona gitmeden yine göstermek, adını okulda unutulmaz kılmak için" diye düşündüm. Nasıl bir proje yapabiliriz, nasıl destek sağlarız, zamanımız az diye düşünürken, Dave emekliliğini 2 yıl erteledi de; biz de biraz daha zaman kazandık.
Sonunda geçen Kasım ayında projeye başladık; ben ve geçen 30 küsür seneden gönüllü 20'yi aşkın basketbol oynamış, kaptanlık yapmış arkadaşlarım* bir araya geldik. İlk toplantımızdaki renkliliği (en yetişkin 50 yaşında, en genci 21 yaşında), bir araya gelmenin heyecanını ve mutluluğunu anlatamam... O kadar okul ve basketbol hikayemiz vardı ki; esas konumuza iki saat sonra gelebildik! Oturduk, güzel bir plan yaptık, projemizi okulun atıl kalan bir sahasını yenileyip, bu vesileyle alana "Dave Philips"in adını vermek olarak belirledik. Bunun için kısa sürede $150bin toplamamız gerekiyordu. Öncelikle 500'ün üzerinde basketbol oynamış öğrenciye ulaşmak üzere organize olup yola çıktık; gün geldi bu paranın yarısını zor toplayacağımızı düşündük, yılmadık çabaladık; birbirimize destek olurken, hiç beklenmedik arkadaşlarımızdan çok büyük destek aldık...
Ve okulun kapanışına az kala $150bine ulaşıp, okulun son günü, hocamıza, kendisi tüm öğrencilerin önünde veda konuşması yaparken, proje ekibi olarak aniden ve sürprizli bir şekilde girip, onun adına okula bağışımızı takdim ettik. O andaki duygularım, ekip olarak yaşadıklarımız, benim için en az şampiyonluk kadar değerliydi.
Dave bize:
- Her şeyden - kazanmaktan bile önce - "takımı düşünmeyi",
- Aslında esas amaç olarak hep "oyunumuzu iyileştirmeyi",
- Kazansak da, kaybetsek de "oyuna odaklanma" disiplinini,
- Ve ne olursa olsun gülümsemeyi öğretti.
Bizler de onu bunları unutmadığımızı güzel bir sürprizle göstererek, düşündüğümüzden çok daha fazla duygulandırdık.
Proje ekibi olarak, hem o gün çok özel bir şekilde teşekkür etmenin büyük mutluluğunu, hem de birkaç hafta sonra Dave'in adına okulda verdiğimiz büyük partinin keyfiyle unutulmaz bir anı yaşadık; bir bakıma yeniden takım olduk… Onun yaşam sevinci ve inancı hepimizin üzerine bulaştı dersem yanlış olmaz – 66 yaşına kadar çıkmaz umarım
Hayatımızda iz bırakan birini hatırlayıp sevindirmek kadar güzel bir duygu yokmuş; hem zamanın nasıl akıp gittiğini hissediyor, hem de tekrar yaşam sevinci ile doluyorsunuz. Eğer böyle bir fırsatınız varsa, kaçırmayın en iyi şekilde değerlendirin; mutlu edin ve mutlu olun derim.Sevgi ve selamlarımla,
Mehmet N. Pekarun
*Bu vesileyle, "özel teşekkürlerimi" Mehveş, Yonca, Cüneyt, Zeynep, Kaan, Ersan, Nevra, İgal, Moris, Nilhan, Tamer, Konçuy, Arif, Ebru, Hilmi, Pınar ve Arman'a tekrar iletmek isterim.
