Seul... Çalışkan, modern, hırslı ve dinamik bir kültür
7-8 Mayıs'ta Seul'daydım. Buraya dördüncü kez gelişim; bundan önceki gelişlerimde olduğu gibi, yine çok kısa bir zaman kaldım. Yalnız bu sefer önemli bir fark vardı; ilk defa Seul'un tarihini ve kimliğini kısa da olsa inceleme fırsatı yakaladım. Bu sayede, bugüne kadar soğuk, donuk ve sıkıcı bulduğum bu şehir, artık daha canlı ve ruhu olan bir yer oldu benim için.
Seul TV kulesine tırmanış...
Bu sefer kaldığım otel, zirvesinde Seul'un TV kulesi olan, yemyeşil bir ormanın tepesi Namsan Parkı'nın hemen yanındaydı. Dolayısıyla sabah bu fırsatı kaçırmayıp, erkenden koşmaya gittim. Saat 6.30 olmasına rağmen Park'ta birçok Seullu (nerdeyse hepsi emekli) spor yapıyordu. Malum spor yapmaya çıktığım için, içgüdüsel bir odaklanmayla TV kulesine doğru tırmanış koşusu yapmayı kendime hedef seçtim. Zirvede şehrin panaromik manzarasına bakınca, sisli güneşli bir havada, "gökdelenler ve ufak evlerin tezatlı karışımı bir mega-city" gördüm karşımda...
Changdeokgung Sarayı'nın "Gizli Bahçesi"nde takım elbiseli bir turist!
Sabahın geri kalanını, öğleden sonraki iş toplantıma kadar, şehrin merkezinde, UNESCO dünya mirası listesinde yer alan bu sarayı ve bahçesini gezmeye ayırdım. Zaman sıkışık olduğu için otelden toplantıya hazır şekilde, takım elbisemle çıktım. Sarayın kapısında katıldığım turda da, tahmin edebileceğiniz gibi, en "resmi turist" bendim. 1,5 saat süren ve çoğu aslında orman olan bahçe ve içindeki saray yapılarını gezerek geçen bu güzel turun hepsini anlatmak detay olur; yine de gördüğüm/duyduğum en çarpıcı şeyler:
- Saray'ın özelliği, doğayla/ormanla çok uyumlu bir şekilde inşa edilmiş olması ve mütevazı binaları... Çok geniş bir alanda, yüz bini aşkın ağaçlar içerisinde çok özel bir yürüyüş parkuru sanki.
- 600 yıllık sarayı gezerken benim için en çarpıcı bilgi, sarayın hizmetkârlarının kaldığı evlerin bile alttan ısınmalı (evin altında odun yakılan bir ocak var gibi düşünün) bir sisteme sahip olmasıydı. Sonra öğrendim ki, bugün Kore'deki çoğu geleneksel veya modern yerleşim biriminde bu sistem kullanılıyormuş.
- Bir yan bilgi olarak, Jade taşı, Asya genelinde "saflık ve temizlik" sembolüymüş... Dolayısıyla Jade kelimesinin kullanıldığı her türlü içerik, bu özelliğini çağrıştırıyor.
Öğle yemeğinde Kore tarihi ve kültürü - "101"
Seul'da görüştüğüm firmanın genç ve çok iyi İngilizce konuşan kadın görevlisiyle, sarayın bulunduğu tarihi mahallede yerel ve mütevazı bir restoranda yemek yedik. Kore mutfağında, et ve balıkla beraber, lezzet vermek için kullanılan çeşitli kimchili (bir çeşit fermente edilmiş sebze, turşu) yemekleri yaşarken, ev sahibem sayesinde Kore ile ilgili aklımda kalan şu bilgileri öğrendim:
- Kore tarihinde Çin ve sonra Japonya'nın çok etkisi var. 1500'lere kadar Çin, Koreliler için "dünyanın merkezi" olmuş... Sonrasında da özellikle 19.yüzyıldan itibaren artan bir Japon etkisi/baskısı hüküm sürmüş.1910-1945 arası fiili Japon işgali, Kore'nin tarihi mirasından çok şey götürmüş, kimliğinde de ciddi izler bırakmış.
- Seul metropolünde 20 milyon insan yasıyor; bu anlamda dünyanın ikinci büyük şehri... Buna rağmen yaşam kalitesi olarak sekizinci olması bir başarı sayılabilir.
- Din konusu da ilginç; % 30 ile en büyük din grubu Hıristiyanlık, Budizm ise % 20% civarlarında... %40'a yakın halkın din tercihi belirtmemesi, belki daha da çarpıcı.
- İkinci Dünya ve Kore Savaşları sonrasında çok ciddi açlık yaşanmış, milyonlarca insan kaybedilmiş; özetle yakin tarihte ağır zorluklardan gelen bir halk, Koreliler... Dolayısıyla, disiplin ve çalışma genlerine işlemiş; yeni jenerasyon da, her ne kadar bu zorlukları birebir yaşamamış olsa da, "disiplin geni" ni taşıyor gibi...
- Son ilginç not da, Korelilerin, bebeklerin yaşını anne karnından itibaren saymaları - yani doğuştan 1 yaşındalar... Öyle ki, 31 Aralık doğumlu bir bebek( o an 1 yaşında), 1 Ocak'ta 2 yaşında sayılıyor!
Itaewon'da trendy restoranlar
Son akşam yemeğinde, otelden 10 dakika yürüme mesafesinde olan, İtaewon semtine indim... Bir sürü, ufak ve yan yana bar, restoran, ılık bahar akşamında gençlerle dolu, global tüketim kültürünü, menüsünden müziğine kadar canlı ve güncel temsil ediyordu.
Oturduğum restoranda wi-fi bağlantısı ararken gözlerine inanamadım; 30'u askın bağlantı çıktı bir anda... Sonra öğrendim ki, dünyada high speed broadband wifi bağlantısının en yaygın olduğu bir şehir Seul/ ülke Kore; yüksek teknoloji çağına hazır ve öndeler.
Özetle, Seul'da çok caliskan, modern, hırslı ve dinamik bir kültür tanıdım; "Korelilerin Başarı Hikâyesi", artısıyla eksisiyle bence ders kitaplarına konu olacak nitelikte...Sevgi ve selamlarımla,
Mehmet N. Pekarun
